Ole Gunnar Solskjaer‏ ... (siteye eklenme tarihi: 20.11.2007)

 

Dakika 75; Maç sıkışmış, Man Utd sağlı sollu ataklarla rakip kaleye gitmeye çalışıyor fakat; Aston Villa o kadar iyi kapanmış ki verilen tüm paslar, çekilen tüm şutlar defanstan duvara çarpmışçasına geri dönüyor. Taraftarların stresi dakikalar geçtikçe artıyor. Şampiyonluk yolunda hiç beklemedikleri bir kayıpla karşı karşıyalar, hem de kendi evlerinde. Bunu farkeden Alex Ferguson son değişiklik hakkını kullanarak 20 numaralı oyuncusunu oyuna sokuyor. Bu bebek suratlı, altyapıdan yeni fırlamış gibi duran çocuk ne yapıp ediyor, sonunda 90+2'de golünü atıyor ve takımını kurtarmayı başarıyor. Eğer siz de bu maçı izliyorsanız; "Helal olsun çocuğa, girdi golünü attı işte, kurtardı takımı, neydi ismi bakıyım? Solskjaer". Fakat O, aslında hepimizin bildiği gibi 34 yaşında! Takımını kurtarmayı kendisine görev edinmiş, Manchester'ın `nöbetçi golcü`sü: Ole Gunnar Solskjaer .



Hiç yaşlanmayan görüntüsü ve öldürücü vuruşları yüzünden İngiliz Medyasının `Bebek Yüzlü Katil` lakabını taktıkları Ole Gunnar Solskjaer, 26 Şubat 1973'de Norveç'in Kristiansund kentinde dünyaya geldi. Bir süre Norveç 3. liginde top koşturduktan sonra Molde takımına transfer olan oyuncu, burada 42 maçta 31 gol atarak dikkatleri üzerine çekmeyi başardı ve en sonunda United'a transfer oldu. Alan Shearer transferinden eli boşdönen Alex Ferguson alternatif olarak Norveçliyi kadrosuna kattığında İngiliz basını tarafından çok eleştirilmişti. Bu transferin çok yanlış bir karar olduğunu düşünen İngilizler, Solskjaer'in ilk maçında oyunda 6 dakika kalmasına rağmen attığı golle seslerini biraz kısmış, sezon sonunda da Solskjaer 18 gole ulaşıp Manchester da şampiyon olunca ağızlarını tamamen kapamışlardı.

Andy Cole ve Dwight Yorke ikilisinin çok iyi anlaşmalarından dolayı, United'da yedek kalmasına rağmen, asla kapris yapmayıp şans bekleyerek, kendisini iyi tanıyan hocasının, yeteneklerini doğru zamanda kullanmasına izin verdi. Kendisine verilen görevi her zaman en iyi şekilde yapmaya çalışan Solskjaer, Nottingham Forest karşısında oynanan bir maçta son 12 dakikada 4 gol atarak `süper yedek` lakabını aldı. Yedek kalmayı sorun etmediğini de Tottenham Hotspur'un 5.5 milyon sterlinlik teklifini geri çevirerek gösteren Norveçli, kariyerinin en yüksek noktasına bundan bir sene sonra ulaştı. 1999 CL finalinde yine yedekten gelip uzatmalarda attığı golle, FC Bayern'in elinden kupayı adeta söküp alan Ole, bu başarının kazanılmasında en büyük rolü oynadı. Bu maçtan sonra kendisini eleştiren İngiliz basını, kendisini kahraman ilan etti ve taraftar da adına şarkılar yazdığı oyuncuyu kulüp tarihinin unutulmazları arasına koydu.



2002-03 sezonunda Cole ve Yorke'un takımdan ayrılmasıyla kendisine forma verilmesini bekleyen oyuncu, bu sefer de Ferguson'un taktik kurbanı oldu. Ruud van Nistelrooy'u ilerde tek forvet oynatan Sir Alex, Solskjaer'i bu sezon da yedek soyundurdu. Beckham'ın sakatlanmasından sonra sağ kanatta şans verilen oyuncu, burada da iyiperformans sergileyerek ve 16 gol atarak hocasının yüzünü kara çıkarmadı. Ligde Arsenal ve Şampiyonlar Ligi'nde Real Madrid gibi onemli maçlarda da sağ kanatta kullanılan Ole, Beckham yokken takımının kaptanlık görevini de üstlendi.

2003-04 yılında bacağından geçirdiği bir sakatlık yüzünden çok az forma giyebilen Solskjaer, sezon sonu takıma katılan yeni transferler yüzünden takımdan ayrılma noktasına kadar geldi. 2004 yazında bacağından ameliyat olan oyuncu sahalardan 19 ay uzak kalsa da, onu çok seven Manchester taraftarı gönderilmesini istemiyor ve oyuncuya büyük destek oluyordu. Manchester'ın ünlü tribünü Stretford End'de her maç asılan `20LEgend` pankartı da bunun en büyük örneğiydi. Solskjaer de United sevgisini Shareholders United adlı bir taraftar grubunun başkanı olarak kanıtladı.



19 aylık aradan sonra sahalara dönen Solskjaer tam formunu yakalamışken tekrar sakatlandı. Bu sefer de 3 ay sahalardan uzak kalan Ole, döndüğünde oynadığı ilk maçında golü buldu ve 3 yıllık gol hasretine son verdi. İlerlemiş yaşına rağmen oynadığı futbolla ayakta alkışlanan oyuncu, eski alışkanlıklarını kaybetmediğini de, attığı son dakika golleriyle gösterdi. Şu an 2008 senesine kadar kontratı bulunan futbolcu, aynı zamandan United için bir kültür elçisi görevinde. Norveç Milli Takımı ile de WC 1998 ve Euro 2000'de mücadele eden Ole'nin Siljie adlı bir eşi ve iki tane de çocuğu var. Oğlu Noah'ın favori oyuncusunun kendisi değil Rooney olduğunu belirten Ole, ileride antrenörlük yapmak istediğini de her fırsatta belirtiyor.

Ole Gunnar Solskjaer basketboldaki 6. adam kavramını, adeta futbola taşıdı. Bir oyuncunun ne kadar profosyonel olabileceğini gösteren Solskjaer, bu özellikleri ile herkesin saygısını kazandı. United tarihine adını kazıyan bu adamın, çoğu futbol sever tarafından da unutulmayacağı kesin. En azından, yedekten gelen bir oyuncu maçı çevirdiğinde, bu süper yedeğin adını hatırlayacak.


ALINTIDIR...