Baştan söyleyim uzun bir analiz yazısı olacak şimdiden okumak isteyenleri uyarayım.
Az sonra anlatacaklarımdan sonra hepinize soracağım bu kadar kahır çektiniz mi hiç diye ve analizimin de sonucu olarak KSK-Elazığ maçının nasıl biteceğini sizlere söyleyeceğim.
Hepimiz tribünde izlediğimiz takımın galibiyetinde çok seviniriz ve isteriz ki o gün galip geldiğini gördüğümüz takımımız önümüzdeki hafta da deplasmanda galip gelsin ve üst üste iki galibiyet alan takımı, tüm şehir/ilçe/semt merak edeceğinden, bir sonraki evsahipliğini yapacağımız maçta tribüne çok daha fazla adam gelsin. Bilhassa Karşıyakada durum böyledir. Semtte artık heyecan kalmadığı için bu şekilde 2 haftalık galibiyeti serisini tüm semt sahiplenir ve birden 5000-7000 lerde oynayan takımı 10000-12000 civarında seyirci izler. Bu bir ivmedir de denebilir, süreklilik arzeden bir heyecandır.

Bizim belamız Lig B’den çıktığımız gün başladı. 10/05/2003’te Marmaris Belediyeyi 2-0 içeride yenen takımımız Buca’yı Buca’da 2-1 yenerek bu galibiyeti anlamlandırdı. Öyle ki Aydınspor’un da o hafta puan kaybetmesiyle şampiyonluğumuz garantilenmişti. 2 hafta galip gelen takımı Alsancak Stadı (bilenler bilir) açık, kapalı, balkon silme dolu oynadık. Ama söyledik ya bu bir kahır yazısı olacak diye, 3.galibiyeti bir türlü getiremedik. Herkesin önünde şampiyon olan takım Bursa Merinos’u yenemedi ve 0-0 bitti maç. Aslına bakarsanız o gün herkes için hava hoştu. Ama birazdan anlatacaklarımı okuduktan sonra eminim kimse o kadar sevinmezdi o gün şampiyon olduğumuza!
Bilindiği gibi Lig A kategorisinde ipi göğüsleyen takımların genellikle galibiyet serileri olur. (Bunu yazı daha çok uzamasın diye araştırmadım. Hatrıma güvendim.) Bakalım Lig A’ya çıktığı günden beri Karşıyaka’mız 2 maç üstüste galip gelip 3.hafta içeride seyircisinin önünde oynayabilmiş mi? Ya da kaç kere oynayabilmiş..
Öncelikle belirteyim çıktığımız sezondan beri her sezon 2 maç üst üste galip geldiğimiz durumları aktaracağım. Ardından bu serinin sonrasındaki 3.maç evimizde mi oynamışız hep birlikte bunu inceleyeceğiz.
2003/2004 Sezonu. Bu sezon 12 Aralıkta Türkiye Kupası maçında İzmirspor’u 0-2 yendikten sonra 16 Aralıkta Kayseriyi 1-0 yenmişiz. (İzmirspor galibiyeti lig galibiyeti olmadığı için aslında bu benim bahsettiğim konu ile ilgili değil ama örnek fazla olmadığı için bunu da almak zorunda kaldım.) Sözüm ona 2 maç galibiyet serisi yakalayan takımımızı deplasmana uğurlamışız ve Yozgat deplasmanından 2-1 mağlup ayrılmışız. Heyecanlanmak üzere olan semt seriyi göremez olmuş.
Ardından 25 Ocakta içeride Mersin’i 4-3 yenerek deplasmana uğuırlamışız takımı, Antalya deplasmanından 1-0 lık galibiyetle dönen takımımız için aslında 2 maçlık seri yapmak pek bir anlam ifade etmiyordu. Çünkü zaten bir sonraki maç Göztepe ile oynanıyordu ve o maç için seriye falan gerek yoktu. Zaten herkes hazır kıta o maçta yerini alacaktı. 8 Şubat tarihinde Göztepeyi 5-2 yendiğimiz maç 3 maç üst üste galibiyeti bizlere hatırlatmıştı. Evet malesef yine çok sevinmiştik. Bundan sonra olacakları bilseydik o kadar sevinmezdik eminim.

Bahsettiğim heyecanla alakası olmasa da yine örnekleme anlamında, bu sezonun son maçı Çanakkale Dardanel deplasmanında 1-0 galip geldik ve bir yaz sonra diğer sezonun başında Antalyayı 3-2 yendik. Ama bu semti heyecanlandıracak bi galibiyet değil ve 2 maçlık seri bile olsa sonraki maçı kendi evimizde oynamadığımız için bahsettiğim ivmeden farklı bir şeydi bu. Zaten sonraki maç Altay’ın evinde gözüktüğünden bize 1 tribün ayrılmıştı ve biz 3.maçımızda galibiyeti yine göremedik. O maç 1-0 Altay’ın galibiyeti ile bitti.
04/05 sezonunda bir başka 2 maçlık serimize geldiğimizde hatırlayanlar bilirler, iddaa’da KSK’ye 1’e 5 veriyordu ve kaptan Atilla’nın takımı çekip gazeteyi gösterip “Lan bize 1’e 5 veriyorlar biz bu muyuz herkese gösterelim” dediği maçta Yozgat’ı 1-2 yendik. Ardından içeride Dardanel’i 1-0 yendik ve bekledik. Takım deplasmandan galibiyetle dönerse semtte heyecan başlayacaktı. Ama yine olmadı. Deplasmanda Kocaeline 1-0 yenilen takımımız yine hevesleri kursaklarda bıraktırmıştı.
Şanslıyız bu sezonun ikinci yarısında yine 2 maçlık seriler yakalamayı başarabilmiştik. Sarıyer’i 12 Şubat’ta deplasmanda 2-1 yenen takımımız içeride Karagümrüğü 3-1 yenerek takımı deplasmana uğurlamıştı. Bilin bakalım Telekom maçının sonucu ne oldu? 0-0 yine 3 maçlık seri yakalayamadan evimize dönüş.
Ama bir şansımız daha vardı. İlk yarı 2 maçlık seri yakalayabildiğimiz ligin zayıf iki ekibi ile (Yozgat ve Dardanel) tekrar oynuyorduk. İçeride Yozgat’ı 2-0 dışarıda Dardanel’i 1-3 yenmiş ve sonunda 2 maçlık galibiyet serisi ile seyircimiz önüne çıkmıştık. İşte beklenen heyecan yakalanmıştı. Bu maçta seyirci sayısı oldukça iyiydi fakat Kocaeli bir kez daha bizi seriden mahrum bırakıyordu ve yine 1-0 yenerek seri denilen illeti bir türlü yaşamamıza izin vermiyordu. Zaten Kocaeli maçı ile birlikte aslında bir seri yakalamıştık. Fakat bu tam 7 maç üstüste mağlubiyet serisi idi. Ligten çıkacak olan takımın yakalaması gereken seri bu 7 maçı da alıp toplam 9 maçlık bir galibiyet serisi olmalıydı. Fakat biz yine yapamadık.

Bakınız ertesi seneki olay da ilginç. Şahintürk’lerin Erhan Namlıların cirit attığı takımla çok kötü başlamıştık lige. Antepten içeride 3 yedik sonraki evimizdeki maçta ise İstanbuldan 5 yedik. Her ne kadar iki takımın yöneticileri de mağlubiyetten sonra takımı desteğe çağıran tribünler için iyi şeyler söylese ve iyi ağırlandıklarını söyleseler de federasyon 2 maç kapatma cezası vermişti. Hangi maçlar mı bunlar? Birincisi bir seri başlangıcı olan Ordu maçı (1-0), ikincisi de, 2.maçını deplasmanda Dardaneli’i 2-0 yenip seyircisiyle kucaklaşmak isteyen takımın Mardinspor’u 2-0 yendiği ve semti heyecanlandırması gereken maç. Fakat bu iki maçta seyircisiz olunca ne bir heyecan kalıyor ne de 15.000lere oynanıyor maçlar. Zaten sonraki maçlarda da iki maç üstüste 1-1 beraberlik geliyor ve ardından 3-2 deplasman mağlubiyeti. O yüzden bu seriyi seri olarak bile saymıyorum.
O sezon içeride iki maç üstüste oynuyorduk 25 mart ve 29 martta. Pazar-Çarşamba maçları. Elazığ’ı 2-1 yenip, Uşağı 90.dakikada atılan golle 1-0 yeniyorduk. Ama son 7 haftaydı ve kalan 7 haftada başka galibiyet alamadığımızdan yine bir işe yaramıyordu. Ayrıca bu Uşak galibiyeti (29.03.2006) bizim ligteki son deplasman galibiyetimiz olmakla birlikte 1.5 senedir deplasmanda kazanamama bedeviliğimiz devam etmektedir.
Gelelim 06/07 senesine yine bir Türkiye Kupasında Altay’ı 2-0 yendikten sonra Telekom deplasmanında 3-1’lik galibiyetle dönüyor takımımız. İşte istediğimiz ortam geliyor. İstanbulspor maçı yine hatrı sayılır bir kalabalık. Fakat yine hüsran 0-0. 3.maçını galip gelmeyi beceremiyor bu takım.
Ardından ilk yarının ortalarında takım içeride galibiyet dışarıda beraberlik yakalıyor. Fakat bir türlü 3 maç üstüste kazanamıyor. İlk yarının son haftasında Kasımpaşayı 3-0 yeniyor ve ara veriliyor. Keşke verilmeseydi o ara şimdi çok farklı olurdu diyoruz. Neyse aradan sonra zor da olsa uzaktan bir şutla Diyarbakır’ı 1-0 yeniyoruz ve yine Altay’ın sahasında gözüken bir maç ve yine bize 1 tribün veriliyor. Ama o maç da 2-2 beraberlikle sonuçlanıyor. Zaten o tarihten sonra bir daha ne iki maç üstüste galip gelebiliyoruz ne de semti heyecanlandırabiliyoruz.
Son olarak Elazığ maçına gelirsek, ligte 2 maç galip gelip 3.maçı seyircimizin önünde en son yukarıda yazdığım Yozgat-Dardanel(d)-Kocaeli maçında oynamıştık. Yani 2005’ten bu yana 2 maç kazanıp içeride seyircimizin önünde oynayamıyoruz. Elazığ maçından sonra Antep Belediye maçını içeride oynayacağımıza göre teoriye göre bu maç berabere bitecektir. Şayet biz bu maçı kazanırsak sonraki Antep Belediye maçını kazanmamız için (En son Göztepe maçında yakaladığımız 3 maçlık seri) 3.5 senelik hasrete son vermemiz gerekiyor. Ki buna da ihtimal vermiyorum.
Ha şayet olur da biz bu iki maçı da kazanırsak herhalde çıkarız. Çünkü bu ligten çıkamamanın formülünü yukarıda özetledim. 3 maç üstüste kazanamazsan, seriye bağlamazsan (ki en az 5 maçlık seri) ligten çıkamazsın. Dediğim gibi biz 3 maç üstüste kazanırsak bizi herhalde kimse tutamaz.