Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Maldini İtalya milli takımının en genç oyuncusu iken Matthaus’lu Roudi Voller’li Klinsmanlı Almanya fırtına gibi eserken ve insanlar futbolun son ilahı Maradona’ya taparken İtalya’da düzenlendi 1990 Dünya Kupası. Dünya çapında büyük yankı uyandıran 1986 Mekisika Dünya Kupası’ndan sonra herkes, 1990 yazında İtalya’ya kilitlenmiş futbolun büyüsünü bir kez daha hissetmek için 1 ay boyunca kendini bu kupaya adamıştı.Fakat futboseverler turnuvanın sonuna kadar beklemelerine rağmen aradıklarını pekte bulamamıştır. İtalya’nın havasından mı suyundan mı bilinmez, Dünya Kupası tarihinin en düşük gol ortalaması bu kupada tutturulmuş ve genelde heyecansız, zevksiz, savunma futbolunun tamamen ön planda olduğu maçlar izleyici kahretmişti.Öyle ki futbolun son ilahi Maradona bile Arjantin finale kadar gitmesine rağmen kendisini 3-4 adamla karşılayan savunmalar karşısında gol dahi atamadan bitirmişti kupayı.Günümüzde söz edilen ve savunmaya dayalı “modern!!” futbol anlayışının temellerini atan da bu turnuva olmuştu.
Evet istenildiği gibi olmamıştı turnuva ama en nihayetinde bi Dünya Kupasi’ydı. Dünya’nın tüm futbol yıldızları bir aradaydı. Maradona, Voller, Klinsman, Roberto Bagio, van Basten, Enzo Schifo, Ruud Gullit gibi isimleri akılllara kazınmış efsane isimler bu turnuvada boy gstermişti.Turnuva’da neler olup bittiğine baktığımızda 6 grupta 4 er takımla oynanan kupada yer yer sürpsizler yaşansa da ilk turda Sovyetler Birliği dışında favoriler üst tura çıkma başarısnı göstermişti. A grubunun 2 favorisi: Çekoslavakya ve ev sahibi İtalya zorlanmadan ikinci tura çıkmış; İtalyan Schillachi sonrada girdiği ve ilk onbirde oynadığı maçlarda harikalar yaratmıştı. Bu grupta futbolun (ne futbolu hocam soccer o!!!) daha ulaşmadığı, yeni Dünya’nın efendisi ABD ve Avusturya ilk turdan evine dönmüştü.B grubu ise turnuvanın yıldızı Kamerun milli takımına ev sahipliği yapmaktaydı. Adetten olsa gerek açılış maçını yapan son şampiyon Arjantin Kamerun karşısında 1-0 lık şok bir mağlubiyet almış ve herkesi şaşırtmıştı. Aynı Kamerun ikinci maçında 38’lik delikanlısı Roger Milla’nın golleriyle Romanya’yı da geçmiş, son maçta Sovyetlere mağlup olsa da gruptan çıkmayı başarmıştı.Kamerunla birlikte Romanya ve Arjantin de gruptan çıkarken her açıdan çalkantılı günler geçiren SSCB evine erken dönmüştü. C grubunda ikinci tur vizesini alan takımlar da Brezilya ve Kosta Rika olurken D grubunda beklendiği gibi Birleşik Arap Emirlikleri evine dönerken Kolombiya, Almanya ve Yugoslavya 2.tur vizesi alan takımlar oluyordu. E grubunda mücadele eden efsane Enzo Schifo’lu, Eric Gerets’li Belçika, son Güney Amerika şampiyonu Uruguay, hep çok şey hedefleyen ama hiçbir zaman bunlara ulaşamayan İspanya ve iddiasız Güney Kore dörtlüsünden beklendiği gibi G..Kore turnuvaya veda ederken diğerleri yoluna devam etmişti. Son grup olan F grubu ise kağıt üzerinde en zor grup olarak görünüyordu. Hollanda ve İngiltere aynı gruptaydı. Onlara Mısır ve İrlanda eşlik ediyordu.İlk maçlarda herkes İngiltere’nin İrlanda, Hollanda’nın da Mısır karşısında şov yapmasını beklerken İngiltere İrlandayla 1-1, Portakallar ise Mısırla güç bela 0-0 berabere kalınca akıllarda “acaba?” soruları oluştu. İkinci maçlarda da İngiltere Hollanda’yla Mısır’da İrlanda’yla 0-0 berabere kalınca ilginç bir hal alan grupta son maçlarda İngiltere Mısır’ı 1-0 yenip Holanda ve İrlanda 1-1 berabere kalınca gruptaki düğümde çözülmüş Mısır evine dönmüştü.
İkinci Tur maçlarına geçildiğinde İtalya Uruguay’ı 2-0 la rahat geçerken turnuvanın yıldızı Schillaci yine sahne almış takımını sırtlamıştı. Karpatların Maradonası Hagi’yle büyük başıralar hedefleyen Romanya ise 0-0 biten maçtan sonra penaltılarda İrlanda’ya 5-4 mağlup olunca umutlarını başka bir bahara bırakmıştı.Üçüncü maçsa tam bir erken final olarak adlandırılabilirdi: Arjantin-Brezilya. Torino’da oynanan maçta Caniggia’nın attığı golle galip gelen taraf Arjantin, Brezilya saf dışı bırakırken, o dönemki spor otoriteleri Dünya Kupası tarihinin en kötü Brezilyasını da ilan etmişti. Büyük turnuvalarda bir türlü istediğini alamayan İspanya, Yugoslavya karşısında normal süresi 1-1 biten karşılaşmanın uzatmalarında Stojkovic’in golüne engel olamayınca bir kez daha hayal kırıklığına uğramışdı. Turnuvanın en çok sempati toplayan sürpriz takımı Kamerun ise Kolombiya karşısında normal süresi yine 0-0 berabere biten maçta uzatmalarda goller yağmur gibi gelmiş ve Kamerun maçtan 2-1 galip ayrılmıştı. Gollerin arkasında yine O vardı: 38’lik Roger Milla(Roger Milla daha sonra amerika 94’te de 42 yaşında boy gstermiş ve bir de gol atarak Dünya kupaları tarihinde gol atan en yaşlı futbolcu olarak tarihe geçmiştir).Çekoslavakya Kosta Rikayı 4-1 le rahat geçerken İngiltere Belçika karşısında zorlanmış yine tatsız ve golsüz bir 90 dakikanın ardından 119. dakikada David Platt le gülmüştü.Ve Milano da bir erken final daha: Almanya Hollanda. Bir tarafta Möllerli, Klinsmanlı, Vollerli, Matahauslu Almanya; diğer tarafta van Bastenli, Gullitli, Koemanlı, Hollanda. Turnuvanın en çekişmeli geçen maçlarından biri olan bu mücadalede galip gelen taraf ise Almanya olmuş, Portakalların Dünya Kupası hayalleri bir kez daha suya düşmüştü.
Çeyrek Final maçlarına geldiğimizde ilk sahne alan ev sahibi İtalya yine İrlanda karşısındaydı. Turnuvanın tartışmasız yıldızı Schillaci, ilk yarının sonlarına doğru topu uzaklardan yaptığı bir vuruşla 90’a takarken İtalya sokakları bayram yerine dönmüştü. Turnuvaya kötü başlayan Arjantin ise toparlanmaya başlamıştı. Çeyrek finalde rakibi Yugoslavya’ydı ve turnuva da klasik haline gelen 0-0 lık bir 120 dakika daha oynandı. Ardından penaltılarla gülen taraf Arjantin olmuştu. Ve işte iste turnuvanin en guzel ve birçokları için en duygusal maçı:İngiltere-Kamerun. Afrika aslanlari futbolun mucitlerine karşı ilk yarinin ortalarinda Platt’in goluyle one geciyor, Kunde 62’de penaltıdan durumu eşitliyordu. “Acaba” diyor yine herkes ama 3 dakika sora Ekeke 2-1e tasiyor skoru. İngilizler şaşkın. Herkesin duaları Afrika aslanlarıyla. İngilizler hariç. Gary Lineker çıkarın beni diyor, sakatım diye isyan ediyor sahada ama devam ettiriliyor İngiliz koç Bobby Rabson tarafından. Var bir bildigi. 82’de Lineker penaltıdan beraberliği sağlıyor. Uzatmalar. Dakika 105. Maçın 3. penaltısı yine Lineker yine gol. 3-2 ağlaya ağlaya eleniyor Kamerun. İngilizler yarı finalde. Hem de 1966 dan buyana ilk kez!! Son çeyrek final maçında da Almanya çekleri 1-0’la geçiyor. Almanya her zamanki gibi sessiz ve derinden ilerliyor.
Ve Yarı Finaller. Açılış yine İtalya’dan. Hemde NAPOLİ de. Ne önemi var demeyin nerde olduğunun. Rakip Arjantin çünkü. Napoli’yi sıradan bir Seri A takımı olmaktan çıkarıp tek başına şampiyon yapan Maradona’nın Arjantin’i. Maç öncesinde ve maç sırasında büyük sevgi gösterileri var Napolili taraftarlardan Maradona’ya. Dünya şaşkın. Bu bir grup İtalyan Napolili’yi izliyor ve ilk kez kulüp taraftarlığı milli takım rekabetnin önüne geçiyor belki de. Bu noktada diğer İtalyanlarsa kızıgn. 17. dakikada sahnede yine milli kahraman Schillaci var. 67’de Caniggia 1-1 e getiriyor skoru ve kör dövüşü başlıyor. Izdırap gibi geçen dakikalardan sonra penaltılara geçiliyor ve kazanan Arjantin. Ev sahibi İtalyanlar boynu bükük ayrılıyorlar. Diğer yarı finalde müthiş! Ne savaş meydanlarında ne da spor sahalarında bir türlümütabık olamayan Avrupa’nın iki ezeli rakibi: İngiltere ve Almanya. 59’da Almanlar Brehmeyle öne geçiyor, cevap yine 10 dakika sonra Lineker’den. Bir kör dövüşü daha ve ardından yine -turnuvanın kaderinden midir bilinmez- penaltılar. Almanlar 4-3 üstünlük sağlayıp alıyorlar final vizesini. 66’dan sonra ilk kez kupaya bu kadar yaklaşan İngilizler ise üçüncülük maçını beklemeye başlıyor.
Her zamanki gibi tatsız tuzsuz bir 3.lük maçı oynanıyor önce. Baggio öne geçiriyor İtalyanları, Platt beraberliği getiriyor ve sahneye yine turnuvanın en çok konuşulan yıldızı Schillaci çııyor. Teselli ediyor vatandaşlarını.
Ve Büyük Final…1986 da yine finalde karşılaşan iki takım bir kez daha karşı karşıya. Almanya’da İntikam sesleri, Arjantin’de ise bu kupayı da kaldırıp artık futbolda 1 numara olduklarını kanıtlama çabası var .Almanya belkide tarihinin en iyi kadrosuyla sahada. Arjantin ise turnuvada pek varlık gösteremese de Maradona ve Caniggia’ya güveniyor. Hayat duruyor. Herkes bu maça kilitlenmiş durumda ama yine turnuvanın şanına yakışır şekilde ortasaha mücadelesi şeklinde geçen 85 dakikada tek atraksiyon Arjantinli Monzon’un gördüğü kırmızı kart. Ama 85. dakikaya geldiğinde Voller ceza sahasında düşürülüyor. Topun başında Brehme kalede ise hem çeyrek finalde hem de yarı finalde penaltılarla turu geçen Arjantin’in kahraman kalecisi Goycoechea. Ama bu sefer o kadar şanslı değil Arjantinliler. Brehmen topu ağlara göderiyor ve Almanya tarihinde 3.kez şampiyonluk sevincini yaşıyor.
Turnuvanın hikayesi bu şekildeydi. Yıllar sonra bu turnuvadan akıllarda kalanlar ise golsüz sıkıcı karşılaşmalar,Roger Milla’lı Afrika aslanları Kamerun ve ne turnuvadan önce ne de turnuvadan sonra pek ortalıkta görünmemesine rağmen İtalya’yı kupa boyunca sırtlayan Salvatore Schillacidir.
ALINTIDIR...