Everton ... (siteye ekleniş tarihi: 22.01.2008)

 

Klubün kuruluşu protestan çocukların eğitimleri için 1870 yılında kurulan St.Domingo Methodist Kilisesi ile başlar. O günlerde Britanya’da ufak ufak filizlenmeye başlayan futbol sevdasının kilise öğrencilerinden uzak kalması fazla sürmez ve okul talebelerinin kurduğu takım 1878 yılında Merseyside Bölgesinin ilk futbol olarak St.Domingo FC adı altında tescil edilir. Artık klup okul talebelerinin değil kentin yerel halkının takımı olmuştur. 1879 yılının Kasım ayında Queen's Head Otel’in de okul ve kent yöneticilerinin katıldığı toplantıda klübün adı; otelin de yer aldığı semtin ve caddenin adı olan Everton’ dan esinlenerek Everton Football F.C. olarak kabul edilir. (Everton’ın anlamı merak edenler için şu açıklıyıcı bilgiyi de verelim. Kelime Anglo-Saxon kökenli olup; Vikingler tarafından ormanlarda
yaşayan vahşi hayvanlara verilen addır) Klubün amblemi olarak ise 1787 yılında inşa edilen ve günümüzde Everton Feneri ya da Prens Rupert Feneri adı verilen Deniz Feneri kabul edilir. Amblemde ise yazan “nil satis nisi optimum” cümlesi İngilizce “Nothing but the best is good enough” anlamına gelir. İlk başkan ; daha sonra diğer yöneticilerle takımı kendi menfaatleri doğrultusunda kullandığı için anlaşmazlığa düşerek ayrılan halk arasında Big
John Houlding adındaki zengin ticaret adamı seçilir. (Bu gereksiz şahıs daha sonra kendisi gibi gereksiz olan Liverpool F.C.’yi kuracaktır). Takımın ilk maçı bugünkü Goodison ve Anfield Road’ın içinde yer aldığı Stanley Park’ta
kendileri gibi bir kilise takımı olan St.Peters’a karşı oynanır. Skor hepimiz için mübarek sayılabilir 6-0 J Takım maçlarını 1883’te Priory Road’da, 1884 Anfield Road’da oynar. Britanya’da ki takımlar arasında mavi kullanımı yaygın olduğu için deplasman forması olarak siyah renklerin hakim olduğu bir forma yaptırılır. Futbolcuların rakiplerine karşı aldığı başarılar ve güzel futbolları halk arasında takımın ilk lakabını ortaya çıkarır “ Black Watch”
( Britanya adasında düzeni sağlamakla görevli efsanevi güvenlik kuvvetleri ) Klup 1886’da F.A. Cup ve 1888’de kurucu olarak İngiltere Ligi’ne katılır. 1892 yılında Anfield mülkiyet sahipleri tarafından çıkarılan anlaşmazlık tarafından terk edilir ve o günkü şehir ve kilise lideri olan George Mahon tarafından öngörülen Stanley Park’ın kuzeyine kendisine 100 seneyi aşkın süredir ev sahipliği yapacak Goodison Park yerleşir. Burada Kilise ve takım arasındaki duygusal bağ kendini bir kez daha gösterir; Goodison Park dünya üzerinde kiliseye sahip tek staddır (St.Luke of Evangalist ). Güney Tribünlerine (Britanya’da geleneğine göre her tribünün bir adı vardır ) tribünün arkasındaki caddenin adı olan Gwladys Street adı , kuzey tribünlerine ise Park End 50’lilerden sonra Fort Knox adı
verilir. 1894; 100 yıllık ilk Liverpool derby’sine sahne olur, zafer 3-0’lık skorla Everton’ındır. Takım yeni yüzyılda artık değişmemek üzere Merseyside’in geleneksel renkleri olan Mersey Royal Blue Jersey’i benimser; formalar sarı-mavi ve beyaz renktedir. Gelişimini tamamlayan klubün zaferlerine az kalmıştır. 1906’da Newcastle.Utd’a karşı kazanılan 1-0’lık ilk F.A. Cup zaferi; 1915’de ilk lig şampiyonluğu kazanılır. 1925 yılında ise Britanya ve dünya futbolunda ki en büyük golcülerden biri olan William “Dixie “ Dean’in mavi formayı giymeye başlar. Bölgenin 3 takımı olan Tranmere Rovers’dan transfer edilen bu tıknaz, kısa boylu çocuğun 1928 sezonunda attığı 60 gol günümüze kadar kırılamamıştır. Evertonlılar büyük golcülerine saygılarını heykelini Goodison Park’ın giriş kapısına koyarak göstermişlerdir. Takım 1930 yılında 2.lige düşer dönüşleri ise uzun olmayacaktır. Bu yıllarda taraftarlar rakipleri tarafından Toffees ( Karamelalar ) olarak anılmaya başlar. Nedeni ise; Goodison Park yakınlarındaki Mother Nobletts adındaki şekerleme dükkanının seyircilere stad içinde satış yapmasıdır. Ürünler hem Evertonlılar hem de rakip taraftarlar arasında çok rağbet görünce lakapta kendiliğinden gelir. Taraftarlar bu addan o kadar hoşnuttur ki Britanya’da mavi renkli takımlara verilen Blues lakabından önce Toffees’i kullanırlar. 1931 sezonunda oynamaya alışık olmadığı ( tarihinde sadece 4 sezon ) ligde tüm ligler rekoru olan 128 golü rakip kalelere gönderir. Hız kesilmez 1932 lig ve 1933’te Man.City’e karşı alınan 3-0 F.A. Cup zaferi izler. Takım 1939’da tekrar lig şampiyonudur. Burada biraz durmak gerekiyor.Everton belki de liglerin en talihsiz takımı; takımın ivme kazanıp şampiyonluklar kazandığı 1915 ve 1939 yılında 1. ve 2. Dünya Savaşı yüzünden ligler uzun sürelerce tatil edilmiş ve klüp kazanması muhtemel kupalardan uzak kalmıştır. İngiltere liglerini domine etmesi beklenen takım oyuncularının çoğu savaş sonraları futbolu bırakmak zorunda kalmıştır.

Savaşın getirdiği yaraları saramayan takım 1951’de tekrar 2.lige döner. 3 sene sonra bir daha asla dönmeyecekleri lige veda ederler. 1963 lig şampiyonluğunu, İngilitere ulusal takımının dünya şampiyonluğunu kazandığı 1966 yılındaki Sheffield Wednesday’e karşı oynanan F.A.Cup finali izler. 100.000 üzerinde kişinin izlediği maç F.A. Cup finallerinin unutulmazları arasında yer alır. Genç Mike Trebilcock’un 2 ve Derek Temple golleri Blues’a 3-2’lik galibiyeti getirir. F.A. Cup’ın sahibi kupayı 3. kez Goodison Park’a götüren Everton’dır. Bu maçın bir diğer özelliği 3. gol sonrası sevincini futbolcular ile kutlamak için sahaya giren Eddie Kavanagh isimli Everton sempatizanının polis kayıtlarına ilk kez geçen taraftar olmasıdır. İlerleyen yıllarda bu gelenek hiç bozulmaz; taraftarlar kazanılan bir kupa veya önemli bir maç içinde ve sonrası sahaya girip sevinçlerini futbolcuları ile paylaşmaktan hiç çekinmez. Onlar artık liglerin en neşeli taraftar topluluğudur. Neşesini ve takımlarına bağlılığını hiç yetirmeyen taraftarları anlatmak için 1998 yılı final haftası güzel bir örnektir. Takımın ligde kalması için evinde kesinlikle Wimbledon’u yenmesi gerekmektedir. O gün Man.Utd. şampiyonluğunu Old Tradford’da kutluyor ve televizyon her iki maçı dönüşümlü yayınlıyor. Spikerin her iki taraftara baktıktan sonra ağzından şu kelimeler dökülür. ”Birisi küme düşecek, birisi şampiyon oluyor ama gerçeği bilmesem tarafları gerçekten karıştırırdım” Sonuçta Everton 15. dakikasını 0-2 geride geçtiği maçın 80. dakikasında Graham Stuart’ın goleri ile 2-2 berabere girer, Barry Horne Toffees’in golü ile öne geçince taraftarların çılgına döner, Kutlamalar şampiyonların taraftarlarını bile hayran bırakacak dereceye çıkar. Yeşil sahada ise sevinç gösterileri biraz uzun sürmüş; hakem maçı mecburen 25 dakika tatil etmek zorunda kalır.

60ların sonu ve 70lerin başı muhteşem bir takıma ( aynı zamanda şanssız ) sahne olur. Howard Kendall, Colin Harvey, Alan Ball ( Holy Trinity ), Joe Royle, Labone, Hurst, West takıma 1970 lig şampiyonluğunu getirirler. Takım Wembley’e 3 defa çıkar ve 2.likle yetinir. İngiltere’nin o güne kadar gördüğü en iyi kadrolardan birinin kazandığı kupa sayısı maalesef beklenenden azdır. Şehrin diğer takımı Liverpool F.C. nin Avrupa ve İngiltere’yi domine ettiği yıllarda zaman Evertonlılar için yavaş geçmeçtedir. Klup kurtarıcısını yine kendi içinden çıkarır. Efsane kadronun en önemli ismi Kendall 1981 yılında manejerliğe getirilir. 1984’te Toffees F.A. Cup’ı 4 defa müzesine götürür. Takım 1985 yılında tarihinin en görkemli sezonunu yaşar; Lig şampiyonluğu bu görkemli takımındır ama bu taraftarlar için pek de önem taşımamaktadır. Onların aklı Avrupa Kupa Galipleri Kupasının yarı finalinde Münih’te 0-0 biten maçın rövanşında Bayern Münih ile Goodison Park’ta karşılaşır .50.000 seyircinin seyrettiği maçta seyirci baskısı o kadar yoğundur ki, mağlup duruma düştüklerinde bile devam eder. Zaferi getiren gollerden birine sahip olan Andy Gray maçtan sonra “Gwlady’s Street’teki seyirciler topu çekmiş olmalı, topa o kadar hızlı vurmamıştım” der. Bayern Münih’i 3-1 yendikleri gün takım finaldedir. Hollanda’nın Rotterdam şehrine onbinler akın eder. Takım seyircilerinin umutları boşa çıkarmaz; Andy Gray, Graeme Sharp ve Trevor Stevens’ın golleri ile Rapid Viyana 3-1 mağlup edilir. Sanırım Kupa kaptanın ellerinde göğe yükseldiğinde seyircilerin nerede olduğunu söylemeye gerek yok. Finalden 3 gün sonra takım F.A.Cup finali için Man.Utd. karşısına çıkar. Gerek yorgunluk gerekse zafer şarhoşluğu 1-0’lık mağlubiyeti getirir. Moraller en üst noktadır; 1986 yılında yeni transfer Gary Lineker takım için rakip fileleri attığı 40 gol ekibe lig ve kupa ikinciliklerini getirir. 1986 Dünya Kupasında mücadele eden takımlarda Everton’ın 14 futbolcusu yer almaktadır.

1987 lig şampiyonluğu görkemli bir şekilde kutlanır. Takımın günümüze kadar sahada şeref turu attığı son şampiyonluktur. Artık Evertonlılar için pek de mutlu geçmeyecek günler başlamıştır. Kupa finallerine çıkılır ve kaybedilir. 1994’te klüp ciddi bir finansal sorunla karşılaşır; zor günlerde taraftar ve klup kenetlenir 1995’in F.A.Cup’ın finalinde bütün ülkeyi şaşkına çeviren bir takım vardır “Everton “ Rakip; 25 yıllık uzun bekleyişten sonra ligleri ve Avrupa’yı sarsan Man.Utd.’dır. Kupayı direk Man.Utd.’ye verelim diyenlerin unuttukları tek şey Everton Pride’dır. Takımın başında menajer olarak Holy Trinity bir üyesi olan Joe Royle vardır ve 1985 yılının finalini unutmadıkları söylemektedir. 90 dakikanın sonunda Paul Rideout’un kafa golü F.A.Cup’ı tekrar Goodison Park’a götürür. Takım bir ay sonra Zenith Cup Finalinde ( bizdeki Cumhurbaşkanlığı ) Blackburn Rovers’ı mağlup eder. Klup bu günden sonra yıllardır unuttuğu gençleştirme politikasına döner. Aslında bu gecikmiş bir karardır; takımı taraftar olarak destekleyen çocuklar yeterli altyapı bulamadıklarından dolayı rakipleri Liverpool F.C.’de futbola başlamaktadır. Öyle ki Liverpool F.C. tarihinin tartışmasız en büyük golcüsü Ian Rush, Steve (Judas) McMahon, The God RobbieFowler, Steve McManaman, Owen (babası eski bir Everton futbolcusu) futbolu Goodison Park tribünlerinde öğrenmişlerdir. Bu arada Merseyside’daki taraftar profiline bakmakta da yarar var. 2002 yılında bölgenin yerel yayın kurumu Liverpool Echo, Merseyside bölgesindeki seyirci sayısını belirlemek için kapsamlı bir çalışma yapar. Bölgenin % 74’ü Everton’a gönül verenlerden oluşmaktadır. %26’lık bölümü ise Liverpool ve Tranmere Rovers taraftarları oluşturmaktadır. Görülen açık fark Evertonians’ların takımlarına olan sevgisinin rakiplerinin başarılarına karşın hiçbir şekilde azalmadığını aksine giderek güçlendiğinin açık bir göstergesidir. Takım artık İngiltere’de People Club diyerek anılmaya başlarken yılların getirdiği bir deyişi tekrar doğrular. “Every city have a blue half but Liverpool has a blue heart”

Bu günlerde yeniden yapılanma dönemi içerisinde olan takım yetiştirdiği genç yetenekler ile dikkat çekmekte; İngiltere’de ligi domine eden takımların 25-30 senelik bir süre içinde oluştuğuna dikkat çeker isek bizim de bekleyişimizin sonu yavaş yavaş gelmek üzere.

2002-2003 sezonunda, 1889 yılından bu yana oynanan İngiltere Liginde 100. yılını kutlayan (yani 100. kez bu ligde yer alan) ve bu onura erişen ilk kulüp olan Everton, İngiltere futbolunun en büyüklerinden olmaya ve Merseyside’ın gururunu taşımaya devam ediyor. Sonsuza kadar da devam edecek..

ALINTIDIR..