İran Deplasmanı (Eses)
Eskişehir tribününden Kral_Kızılcıklı'nın kaleminden (03.02.2008)
Uzun yıllar Lig.B de olmamızdan ötürü gittiğimiz deplasmanlar ekseriyetle hep yakın sayılan yerler olmuştu.. 302 otobüslere en fazla binme rekorunu egale etmeye uğraşmakla geçmişti yıllar.. Hatırlayabildiğim 96 kişi gidip 98 kişinin tek otobüste döndüğü Uşak deplasmanımız bir rekordu.. Fakat lig atlayınca bize de uzak yollar göründü..
Bu sezon ilk maç Antep'teydi.. Liglerin yeni başlamış olması tatildekiler vs gibi nedenlerle gidemedik.. Daha sonra Malatya deplasmanı geldi çattı.. Tek otobüs vardı ve Kızılcıklı'sı, Nefer'i, Ayder'i aynı otobüste Malatya'ya yol alıyordu.. Ramazan ayının etkisiyle otobüs 2'ye bölünmüştü tabi.. Ön taraf oruçlu arka taraf piize devam.. Sonra uyumacalı aksiyonlar sabah uyandığımızda herkes hoşaf gibiydi.. Herkesin gözlerinde aynı ifade "ulan *** var Malatya'ya gidiyon" der gibi.. Kayseri'den sonra artık iyice tribe girmiştik.. Her yer çöldü.. Otobüsün arkasından "su yok mu lan" sesleriyle "Kerbala mı lan burası" sesleri birbirine karışıyordu.. Az uyuyup sonra uyanan biri dışardaki manzarayı görüp "gene mi çöl lan İran'a mı gidiyoz *** " diyerek olayı özetliyordu.. Tam o sıralar bir de tekerin kopmasıyla çöl ortasında piiz yapmak zorunda kalmıştık Erciyes Dağı manzaralı..
Darende'de ufak bi çevirme yaşadıktan sonra bir abimizi karakola teslim etmek zorunda kalıyorduk.. Sonra yola devam.. O kıvrımlı yollar bitmek bitmiyor herkes şişmiş, uzakta Malatya gözüküyor fakat tabelaya göre daha 19 km var.. Neyse girdik Malatya'ya.. Hemen çevirme.. Polislerin yüzlerindeki ifade uzaylı görmüş gibi.. "Siz Eskişehir'den mi geldiniz?" soruları falan.. Emanet kontrolu klasik.. Bula bula bir çakı buluyolar, tabi onun da dümeni hazır "elma soyuyoduk amirim".. Halbuki motorun kapağını açsalar terörden bağlayacaklar bizi haberleri yok.. Neyse hemen bir kortej Malatya stadına doğru yol alıyoruz... Otobüsten iner inmez Essssskişeeeeeeehir falan makaraları.. Tribüne girer girmez Malatyalılar küfür etmeye başlıyor tabi biz de kontra.. Neyse bizim küfürü tam abarttığımız zamanlar Malatya tribununden 2 kişi sahaya indi.. Geldi tribünün önüne.. Diyor bize beyler küfür olmasın, biz hala devam.. Bu sefer atara geldi eleman biz de gider yapmasını biliriz gibisinden bişeyler dedi.. Daha açılmamış konfetilerin o 2 kişide patlaması ve onların şener şen gibi koşuşu kaldı hafızalarda.. Bir baktık Malatya kapalısının damında birileri var.. Klasik makaralar "ulan bi düşse şunlar amma güleriz ha" falan...
Neyse maç başladı kapalının damından aşağıya peçete atmaya başladılar.. Bu tabloyu gören bir abimizin "bu ne lan pavyon mu burası" sözünden sonra makara başladı.. Payvoncu i.neler :) .. Sonrası maç stresi tabi.. kırmızı kartlar, hakemin şerefsizlikleri vs 2-0 geriye düştük.. Bu arada Malatya tribünüyle yapılan el kol haraketleride on numaraydı.. "Şiiiiiişt" çekişimiz arkası hepsinin bize bakışı ve komple "nah" çekişimiz kafamıza bi ton yabancı maddenin gelmesini sağlamıştı ama iyi gülmüştük.. 2.yarı biraz toparlandı takım ama atamıyolardı.. Öylesine güzel oyun vardı ki kilitlendik kaldık tribünde.. En sonunda Mustafa'nın füzesiyle kendimizden geçtik.. Maçın son dakikaları "bizim için Malatya'ya koy" sesleriyle geçti.. ama alamadık maçı, içimiz buruktu..
Maç sonu tribünün arkasından taşlar gelmeye başladı.. Biz de makaraya sardık gene "ahh kafam poliiis" falan tarzı bağırmacalar.. o sıra saha içinden biri bizim tribüne geldi.. Kendini tanıttı ilk başta.. "Ben bilmemne amiriyim.. Siz beni tanımazsınız ama ben sizi tanırım" falan dedi.. Dedik "hayırdır amirim nerden tanıyon bizi".. Sonrası başladı muhabbet.. " İnegöl deplasmanında kapıyı kırıp içeri girdiniz ya karşınıza ilk ben çıktım" falan.. Sonrası polislere diyor "dikkat edin bunlara nalet bunlar" falan.. Baya güldük orda.. Ama hala salmıyolar bizi.. Çöktük yere başladık pazar muhabetine.. "Ayır abla ayır abla ayır abla gel abla gel bi milyoon bi milyoon" :) neyse saldılar sonunda, bindik otobüse piizlenmeler vs sabahı ettik.. Ankara'da trafiğe takıldık.. Tam o sıralar ani bir frenle ön cam düştü.. Ulan bu kadar cenabetlik olur mu falan filan derken sonunda attık kendimizi Eskişehir'e.. Üst baş perişan göz altları çökmüş hapisane kaçkınları gibi bi fotoğrafımız vardı.. Ama hep içimizde kaldı o deplasman.. Ulan o maç bizim hakkımızdı ya harbiden..