Deplasman Analizi... (Yasin'in kaleminden)
* Dikiz aynasından sürekli otobüsü keser şöför abi.. O en suçsuz günahsız kişidir o an orda. Masumane bakışlarıyla otobüsü süzerken , önden arkaya doğru.. Bakışları içenlere koltuk tepesine çıkmışlara takılır. Kara kara düşünür. Durulan yerde belkide masumluğunu birkez daha gösterir. Yemek yenilen yerde hesap ödeyen tek vatandaştır 'Şöför Abi'.. Deplasman dönüşü hep kendini sorgular , " ne işim vardı sanki X şehrinde.. " Taraftarın otobüse bıraktığı UNUTULMAZ hatıraları temizlerken iç çekip , bir diğer servis görevi için yola koyulur.. Hiç şöför olmadım ama ~ Bir Şöförün Psikolojisi ~ diye adlandırabiliriz olup biteni..
* İşin taraftar kısmına geldiğimizde , şöför abimizin aksine gayet vurdumduymazdır. Kültablası mevcut olmasına rağmen aykırılık vardır kanında. Sigarayı koltukta söndürür veya yere atar. Camdaki pedeyi yastık , koltuğun çıkan kolunu emanet , kültablasını bira açacağı olarak kullanacak kadarda zekidir. Hesap ödemeyi sevmez taraftar kitlesi.. Yemek yediği yerde hesaba gelince sıra sürekli " arkadaki vericek.. " diyerek yol verir ; ta ki bu kuyruğun sonu şöför abimize gelene kadar. Çünkü ondan başka hesap ödeyen yoktur. Deplasman dönüşü taraftar otobüsü süzerek der ki ; adamın işi zor , mafetmişiz otobüsü. Yinede merhamet duygusunu bastırarak kalan bira , cips , cola vs.. yiyecek ve içecekleri sömürmeye devam eder.
* Şöför ve Taraftardan sonra tabi ki vazgeçilmez emektarımız otobüslerimiz. Genellikle 304 model olan otobüslerimiz konfor açısından insanı nirvanaya ulaştırır. Koltuğa kıçımızı koymamızla birlikte yoğun bir toz bulutu otobüsün içini sarar. Panik yapmamak lazım 5-10 saniyeyle birlikte toz bulutu kendi kendini imha eder. Koltukları öne arkaya yatabilen , bazen arkaya yatıp orda kalabilen tarzda olabilir. Sote yerlerine değinmek istiyordum , kendimizi deşifre etmek istemiyorum. Yeni bir sanatçı albüm çıkardığında ~ özellikle arabesk tarzı.. ~ o kaset en yakın petrolden itina ile satın alınıp(!) döndürüle döndürüle bira eşliğinde dinlenip , ezberlenir. 2-3 dinlemeden sonra hep birlikte haykıra haykıra söylenir. Bir diğer ilginç şey ise başımızın tam üstündeki paneldeki ışık ve fan düğmelerini sürekli kurcalama tribi.. İnsan ister ki o çalışsın bende rahat rahat yolculuk yapıyım. Malesef sağlam çalışan çok azdır , onla yetinmek lazımdır. Genel yapısı görünüm itibariyle ' ulan bu 10 km gitmez ! ' denilen 302'ler bizi her türlü çeker götürür deplasmanlara.. Belkide bi aile kadar samimiyet bulabiliriz otobüslerde. Aynı tribünlerde olduğu gibi. Diyebilir miyiz ki deplasman otobüsleri ; tekerlekli tribünlerdir ?